4 Ekim 2010 Pazartesi

los amantes del circulo polar


dün izledik bu filmi minik tırtılım ile birlikte.her ne kadar filmin ortasına denk gelen depremle bir süre kopsak da filmin yarattığı ortamdan daha sonra tekrar sardı bizi Ana ve Otto'nun ilginç ilişkisi.filmin konusundan bahsetmesem daha iyi sanırım.onun yerine aklıma kazıdığı,film sonrasındaki gecede tamamen koparıp farklı düşüncelere götüren bir kaç cümleyi paylaşmak istedim.
'aşk sadece arzulamak değil,aynı zamanda işitmektir' diyor Ana kulağını Otto'nun kalbine doğru yaklaştırırken. hani uğraşsam didinsem şu zamanda 'ah evet ya' dedirten daha iyi bir cümle bulamazdım heralde.
garip zamanlar oluyor insanın hayatında bazen.kime karşı tam olarak ne hissettiğini anlayamadığı zamanlar bunlar.kimisi dengesiz libido seviyesi diye yorumlarken bunu kimisi de 'noluyor bana,nasıl da değişiyor böyle hızla duygularım?' diye kendi kendine dertleniyor,üzülüyor. bazen de bu iki farklı düşünce aynı vücutta hayat bulabiliyor tabii. hayır kendimden biliyorum =)
neyse işte ben böyle karmaşık duygular içindeyken duyduğum bu cümle şöyle bir sarstı beni. evet budur işte cevabı bu kafamdaki sorunun cevabı.
eğer gerçekten duyabilseydim net bir şekilde bende kalbimin sesini böyle sürüncemede kalmazdı bazı şeyler.o zaman,inanıp güvenip duyduğum seslere anlayabilirdim neyin doğru neyin yanlış olduğunu!
ama sanırım benim için daha uzun bir zaman var,neyse bekleyelim görelim diyelim!
kalbinizin sesini duyabilmeniz dileğiyle bitirdim gittim byee=)

3 Ekim 2010 Pazar

dövmem olsa ya benimde =)


                                                                                                    
bir kaç hafta önceydi sanırım bu dövme konusu açıldığında.
gayet bilmiş ben 'benim dövme yaptıracağım yer belli' diye dolanıyordum muhabbetin etrafında.bugün öyle boş boş otururken hadi birazcık modellere bak dedim kendi kendime=)
dövme yaptıracağım yeri leğen kemiğinin sol tarafı olarak belirlemişken bir türlü ne yaptıracağıma karar veremeyen ben bu kanatları görünce bir anda 'aaaa acaba sol omzuma küçük bir sevimli kanat çiftiyle mi başlasam?' diye düşünür oldum.sevgili eli hafif olmasını dilediğim dövmecim bir de bu kanatları vücudumun y ekseniyle 30 derecelik bir açıyla yerleştirse omzuma sonra hani şöyle fazla göze batmayan ama arada başımı hafif bir edayla=) sola çevirdiğimde görebileceğim bir dövme de fena olmaz sanki!

2 Ekim 2010 Cumartesi

hala geçerliliğini koruyan hayallerimden biri işte =)

küçükken gerçekten de küçük hayallerim vardı benim!
mesela hep yaz olsun isterdim.hani böyle yazın deniz kenarı,sıcak hava,mutlu aile yemekleri,babacım hep yanımda olurdu ya o tatil günlerinde.herhalde o yüzden sadece yazın çok mutlu olur insanlar sanırdım.
sonra bir de 'bir genç kızın gizli defteri' günleri oldu hayatımda.orda serra'nın günlüklerini okudukça bende kendi günlüklerimin bir gün kitap yapılacağına inanırdım.benimde hayatım çok heyecanlı,karışık böyle,bende bendee bende istiyorum şeklinde şımarık kız tiplerinde..
zaman geçip kötü kötü alışkanlıklar girince hayatıma,bir ufak hayal daha eklendi listeme.mutfak tezgahına ocağın yanına oturup bir yandan sigaramı içip bir yandan puding yapmak istedim ben hep.işte bu yazının başlangıcı da bugün bu hayalimi gerçekleştirmemle başladı =)
diyorum ya küçüktüm,küçüktük!sorunlar basit,cevaplar basit,hayaller küçük,kavgalar zararsız!ama o küçük hayallerden biri mutlu etti bugün beni!hala büyümemişim işte ben,o yüzden hala alışamadı bir tarafım kaybetmeye.
işte böyle eğlendim bugün,ergen tuğçe güldürdü beni..