"dursun dedik önce zaman
akreple yelkovanı birleştirdik
mevsimler birbirine sokulsun
daha bir yakın olsun ilkbahar yaz sonbahar kış
ayları birbirine çektik
geçmesin haziran temmuz ağustos
çünkü önce zaman hareket ediyordu.
gözyaşları ikiye ayrılıyordu
önce ağlıyorduk kavuşmak için
sonra unutmak için
gözyaşlarını da birleştirdik
nehirlerin önüne barajlar çektik
su, zaman gibi akıyordu dursa bile bir bardakta
bir bardak suya dalıp gitmek çok uzaklara gitmektir
öyle derindir sürahiler.
beklesin dursun ağaçlar gibi adımlarımız
hareket edince ayrılan ne varsa.
gündüz ve gecenin birbirini kovalamadığı bir yer mesela.
dursundu kolların boynumda
keserin tahtaya çaktığı bir çivi gibi sımsıkı yerli yerinde.
kapılar da açılmasın artık
açılacaksa birbirimize açılsın.
köşeyi dönmeler dursun
hep sağa dönsün bütün sokaklar illa hareket edeceksek
aynı yere dönmek için.
ne varsa diyorum hareket eden
otobüsler, trenler, vapurlar ve ayaklar.
öyle bir durmak ki birbirine sokulsun ayrılan ne varsa
kötü sözler dursun ininde
tokatlar dursun ellerinde
küfürlü parmaklar yerinde
pencerede güneş
göğsümüzde ateş
pencereden baktığımız kuşlar havada
sigarası dudağında hiç bitmeden duran adamlar gibi.
her şey ama her şey
akrep, yelkovan, su, mevsimler, aylar, gözyaşları, kolların,
kapılar, köşeler, otobüsler, vapurlar, tramvaylar,
adımlar, kelimeler, tokatlar, küfürler,
güneş, ateş, kuşlar ve sigaralar
durmadı.
hareket etti ve en iyi bildikleri şeyi yaptılar
ayrıldılar.
hareket eden ne varsa ayrılıyordu
biz de tabutlarda bekleyip durmayı yeğledik."

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder