5 Ocak 2011 Çarşamba

akan zaman




  "dursun dedik önce zaman
  akreple yelkovanı birleştirdik
  mevsimler birbirine sokulsun
  daha bir yakın olsun ilkbahar yaz sonbahar kış
  ayları birbirine çektik
  geçmesin haziran temmuz ağustos
  çünkü önce zaman hareket ediyordu.
  gözyaşları ikiye ayrılıyordu
  önce ağlıyorduk kavuşmak için
  sonra unutmak için
  gözyaşlarını da birleştirdik
  nehirlerin önüne barajlar çektik
  su, zaman gibi akıyordu dursa bile bir bardakta
  bir bardak suya dalıp gitmek çok uzaklara gitmektir
  öyle derindir sürahiler.
  beklesin dursun ağaçlar gibi adımlarımız
  hareket edince ayrılan ne varsa.
  gündüz ve gecenin birbirini kovalamadığı bir yer mesela.
  dursundu kolların boynumda
  keserin tahtaya çaktığı bir çivi gibi sımsıkı yerli yerinde.
  kapılar da açılmasın artık
  açılacaksa birbirimize açılsın.
  köşeyi dönmeler dursun
  hep sağa dönsün bütün sokaklar illa hareket edeceksek
  aynı yere dönmek için.
  ne varsa diyorum hareket eden
  otobüsler, trenler, vapurlar ve ayaklar.
  öyle bir durmak ki birbirine sokulsun ayrılan ne varsa
  kötü sözler dursun ininde
  tokatlar dursun ellerinde
  küfürlü parmaklar yerinde
  pencerede güneş
  göğsümüzde ateş
  pencereden baktığımız kuşlar havada
  sigarası dudağında hiç bitmeden duran adamlar gibi.
  her şey ama her şey
  akrep, yelkovan, su, mevsimler, aylar, gözyaşları, kolların, 
  kapılar, köşeler, otobüsler, vapurlar, tramvaylar, 
  adımlar, kelimeler, tokatlar, küfürler,
  güneş, ateş, kuşlar ve sigaralar
  durmadı.
  hareket etti ve en iyi bildikleri şeyi yaptılar
  ayrıldılar.
  hareket eden ne varsa ayrılıyordu
  biz de tabutlarda bekleyip durmayı yeğledik."
                               

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder